Hikaye.NL - Hikayeler, itiraflar

Ayrılık Hikayeleri


    Hırsımı yenemedim!

    Ben Ebru, adım gibi gözlerim de ela, güzel olmasam da gösterişli bir kadınım. Küçük yaşlardan itibaren her dönem hayatımda bir erkek oldu. Amacım her zaman çıtayı yükseltmekti, bunu da başardım. Gösterişsiz çocuklarla çıkarken zaman içinde yakışıklıları da tavlamaya başladım. Benim için bir alışkanlıktı sevgili bulmak, değişik erkeklerle gezmek. Gezip tozuyorduk Taa ki şimdiki eşim Okan ile evleninceye kadar... Okan, bir göreni bir daha dönüp baktırabilecek kadar yakışıklı biridir. Onunla bir arkadaş aracılığıyla tanıştık ve evlendik. İlk zamanlar her şey yolundaydı. Aile dostlarımız vardı, Okan’ın bekarlık döneminden tanıdığı, bizimle aynı dönemde evlenen kişilerdi; Emel ile Selim, Hülya ile Yakup...

    İyi hoş insanlardı. Haftade en az iki kez toplanıyor, birlikte gezip tozuyorduk. Böylesi yakışıklı bir kocam olduğu ve bu kadar iyi bir arkadaş çevremiz olduğu için aşırı mutluydum. Evliliğimizin 2.senesinde dayanılması çok zor bir gerçekle yüzleşmek zorunda kaldım. Benim çok sevdiğim bir arkadaşım duyduklarını bana anlattı. Ne yapacağımı şaşırdım Söylediğine göre, kocam Okan, Emel’le de, Hülya ile de yatıyordu. Doğru değildir, diye ümit ettim ama biraz gözlemledim ve Okan’a dikkat ettim ki doğruymuş...

    Babaya Veda


    Akciğer kanseri olan yaşlı adama, ameliyatının ardından ışın tedavisi önermişti doktorlar.

    Konya’ da ışın tedavi merkezi bulunmadığından, İzmir’ de görevli oğlunun yanına getirmeye karar verdi aile.

    Oğlu, doktorla yalnız görüştü. Babasının raporlarını ve filmlerini gösterdi. Doktor: Hastalığın son aşamasında olduğunu, ancak yirmi günlük bir tedavi uygulayacaklarını bu tedavinin ise babasını kurtaramayacağını, sadece ölümünün daha az acı ile gerçekleşeceğini söyledi.

    Tedavi süresi tamamlanmıştı.

    Konya’ya dönüş zamanı gelmişti.

    Kucağına aldı babasını. Acılar içerisinde inleyerek, sarıldı oğluna yaşlı adam.

    Plastik bir sandalye ile dördüncü kattan aşağı indirdiler. Arabasının ön koltuğuna babasını yerleştirdi.

    Yaşlı adamın kemiklerinden gelen çıtırdama sesleri, oğlunun yüreğinde, bir ömür kapanmayacak derin çizikler bırakıyordu.


    Onları Sevgileri Ayırdı


    Metin’in ömrü gurbette geçmişti. Doğuştan sevda adamıydı. Tanrı onu sevgilerin en sınırsızı ile donatmıştı. Ancak uzun ömründe aradığını bir türlü bulamamıştı.
    Bir gün rastlantı sonucu Ayla’nın bir resmiyle karşılaştı. Gördüğü anda hayran kaldı. İçinden ‘’İşte bu. Yıllardır aradığım bu…’’ diye düşündü.
    Araştırmaya başladı. Buldu Ayla’yı bir gün. Ancak, Ayla derin üzüntüler içindeydi. Dünyaya küsmüştü. Gözyaşları yanaklarından süzülürken Metin dayanamadı.
    –Üzülmeyin lütfen dedi. Sizin için ne yapabilirim? Her zaman yanınızdayım. Söylemeniz yeterli.
    Ayla:
    –Teşekkür ederim abi, diye yanıtladı.
    Diyecek söz bulamadı Metin. Adresini bırakarak ayrıldı. Ne yapıp etmiş, Ayla’nın o resmini ele geçirmişti. Her akşam o resme bakmadan yatmazdı. Ancak çaresizdi. Çünkü, Ayla ona ‘’abi’’ demişti.
    Bahtına küstü Metin. Edebiyat ve müzikle uğraşırdı. Teselliyi yazılarında aradı. Yazdı durmadan. Yazdıklarını çeşitli yerlerde yayınladı. Zamanla tanındı. Saygı duyulan bir üstat olarak isim yaptı.
    Ne yapsa teselli bulamıyordu.
    Bazı geceler içiyordu. Şarkılar eşliğinde içtikçe daha çok efkârlanıyor, efkârlandıkça daha çok içiyordu. Çok zaman sabah güneşi doğarken yatağa girmekteydi.
    Böylece aradan iki yıldan fazla zaman geçti.

    Tut Ellerimden


    -Git bakalım Selen, git! Ne oldu yani sana biraz bağırdımsa. Bilmiyormusun sanki benim sinirli bir adam olduğumu. İş yerimdeki sorunlarımı da biliyorsun. Kaç zamandır müdürle düşman gibiyiz. Bumu yani sevmek? Tamam, geçen gün çok sinirlendim, sana ağır laflar söyledim. Ama idare edeceksin beni. Her evde olur bunlar. Sen bu evin kadınısın, katlanacaksın bazı şeylere. Çocuğu da aldın götürdün annene. İyi mi oldu yani şimdi? Selen bak! Eğer böyle inat etmeye devam edersen bu yuva dağılır sana söylüyorum. Bir daha da beni bulamazsın..

    -Ahmet, mektubunda bana katlanacaksın diyorsun. Yazıklar olsun sana! Bunca sene senin bitmek tükenmek bilmeyen sinirine, bundan dolayı sürekli kavga çıkarmana göhüs geren ben değil miydim? Ama artık dayanılacak gibi olmadığının farkında bile değilsin. Hadi kendimi geçtim, alıştım sana. Ya Can? Daha sekiz yaşında. O’nun önünde her gün ettiğimiz kavgalardan çocuğun ne kadar üzüldüğünün farkında değil misin? Eğer bu yuva dağılacaksa bil ki benim yüzümden değil, senin öfkene hakim olamadığın içindir. Bir daha beni bulamazsın demişsin. Ahmet ben çok düşündüm. Sen kendini değiştirmedikçe bizim o evde asla huzurumuz olamaz. Ve artık ben senle sürekli kavga etmekten, usandım. O yüzden bir daha sana dönmeyi asla düşünmüyorum.


    Son okuduklarınız...

    Popüler Yazarlar

    No popular authors found.
    No popular articles found.