Genç adam yarı uykulu girdi işyerine. Sekreter;

- Günaydın Engin Bey. Bugün görüşeceğiniz kişilerin listesi. Bunlarda sizi arayarak bulamayanlar. Haluk bey bugün mutlaka görüşmeniz gerektiğini söyledi. Bir de bugün arkadaşlarınıza göndereceğiniz bayram hediyeleri kargoya verildi. Size de birkaç hediye geldi. Masanın üzerinde. Gelen kutularda orada.

Sekreter bir çırpıda sıraladı tüm bunları. Genç adam karşılık vermeden odasına girip kapıyı kapattı.

Büyük odada her şey yerli yerindeydi. On iki senedir aynı büroda avukatlık yapıyordu. Beraber çalıştığı insanlarla arası gayet iyiydi. En çok da çaycı çocukla sohbet etmek hoşuna gidiyordu. Kimsesi olmayan ve handa yatıp kalkan bu çocuk ona çok samimi ve içten geliyordu. Kendine olan güvenini de taktir ediyordu. Çaycı çocuk da ona fazlasıyla saygı duyuyor başı sıkıştığında oluyordu. Belki de bunu bilmek hoşuna gidiyordu. Koltuğuna oturup camdan dışarı boş gözlerle baktı. Dışarıda koşuşturan insanlar, ellerindeki alış veriş paketlerini zor taşıyor gibiydiler. Çocuğunun elini sımsıkı tutmuş giden bir anne çekti dikkatini. Çünkü o kadar mutlu gözüküyordu ki, tebessüm etti. İleride mendil satan üstü başı perişan, üşüdüğü her halinden memnun olan çocuğu görene dek sürdü tebessümü...